You are currently viewing İş Sözleşmesinde İşçinin Rekabet Etme Yasağı

İş Sözleşmesinde İşçinin Rekabet Etme Yasağı

İşçinin, işveren ile arasındaki iş sözleşmesi devam ettiği sürece, işverene karşı sadakat borcu, iş görme borcu gibi birçok borcu bulunmaktadır. İşçinin rekabet etmeme borcu ise bu borçlardan farklı olarak işçinin sözleşmesinin bitmesinden itibaren etkisini göstermektedir. Buna göre işçi, işveren ile yazılı olarak anlaşarak işveren ile olan iş ilişkisinin bitiminden sonra, işverenin işyerinde edindiği bilgiler sayesinde işveren ile rekabet içine girmemeyi veya işverenle rekabet içerisinde olan bir işyerinde çalışmamayı taahhüt edebilir.

Rekabet yasağı sözleşmesinde çatışan iki farklı menfaat vardır. İlk olarak işverenin bir nevi sermayesi sayılacak üretim bilgileri, ürün içerikleri, müşteri portföyü, fiyat seviyeleri gibi o işyerinde çalışmayan üçüncü kişilerin elde edemeyeceği bilgileri korumaktır. Diğer korunan menfaat ise işçinin anayasa ve birçok uluslararası anlaşma ile koruma altına alınan istediği yerde çalışma hakkı ve sözleşme serbestisi özgürlüğüdür. Gerek çalışma hakkının anayasal korumaya alınmış olması gerek ise iş hukukumuzun işçiyi koruyan bir yapıyı benimsemesi nedeniyle rekabet yasağı geniş değerlendirilmemeli, işçi ile işverenin menfaatleri arasında denge sağlanmalıdır. Bu nedenle rekabet yasağı sözleşmesi yapılan her olay tekil şekilde incelenmeli ve ortada rekabet yasağı sözleşmesi sayesinde korunacak bir menfaatin olup olmadığına bakılmalıdır. Örneğin görevi gereği işyeri ile ilgili önemli bilgilere sahip olmayan vasıfsız bir işçi ile yapılacak rekabet yasağı sözleşmesi patronun rekabet yasağı sözleşmesiyle korunacak bir menfaatinin olmaması nedeniyle geçersiz sayılacaktır.

            Rekabet yasağı sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 444 vd. maddelerde düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesi, sözleşmenin imzalandığı sırada fiil ehliyetine sahip işçi ile yazılı olarak yapılmak zorundadır. Ayrıca yukarıda belirtmiş olduğumuz gibi rekabet yasağı sözleşmesi ile işverenin korumaya alınan bir menfaatinin olması gerekmektedir. TBK’nın 445. maddesinde ise rekabet yasağı sözleşmesinin sınırları belirlenmiştir. Buna göre “rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz.”. Hakim, durumu değerlendirerek rekabet yasağı sözleşmesinin işçi aleyhine hakkaniyete aykırı durumlara yol açtığını takdir ederse, işverenin karşı edimlerini de göz önünde bulundurarak sözleşmeyi kapsam ve süre yönünden sınırlandırabilir. Rekabet yasağı sözleşmesi, kanunda belirtilen geçerlilik şartlarına uygun olarak imzalanmadığı takdirde yalnızca rekabet yasağı ile ilgili hükümler ortadan kalkar işçi ile işveren arasındaki iş sözleşmesi sona ermez.

  1. Rekabet Yasağı Sözleşmesinin İşveren ve İşçi Açısından Değerlendirilmesi

            Rekabet yasağı sözleşmesinde birbiriyle çatışan iki menfaatin bulunduğundan bahsetmiştik. Sözleşme kurulurken bu menfaatlerin dengesi gözetilmeli ve özellikle işçinin çalışma hakkını aşırı derecede zora sokacak sınırlamalar getirilmemelidir. Bu nedenle rekabet yasağı sözleşmesi işveren ve işçi açısından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

a) Rekabet Yasağı Sözleşmesinin İşveren Açısından Değerlendirilmesi

Rekabet yasağı sözleşmesinde temel amaç işverenin korunması gereken önemli bilgilerinin eski işçisi tarafından aynı pazar içerisinde kullanılmasının önüne geçmektir. İşçi, işverenle aralarında sözleşme ilişki devam ettiği müddetçe işverene ait birçok bilgi ve belgeye erişimi bulunmaktadır. İşveren için işinin sağlıklı devam edebilmesi açısından büyük öneme sahip olabilecek bu bilgiler üçüncü kişilerin eline geçtiği takdirde işveren zarar tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. İşverenin rekabet yasağı ile korunan menfaatlerinden birisi de müşteri portföyüdür. İşçi yaptığı işler dolayısıyla işverenin müşterileri ile bilgileri elde etmekte ve bazı durumlarda müşteriler ile doğrudan iletişim kurabilmektedir. Bundan dolayı işverenin müşterilerine ait bilgileri de korunmaya değer menfaatlerinden biridir.

b) Rekabet Yasağı Sözleşmesinin İşçi Açısından Değerlendirilmesi

Rekabet yasağı sözleşmesinde, işçinin çalışma hakkı bir bakıma kısıtlanacağı için sözleşme kurulurken işçinin çalışma özgürlüğünün aşırı derecede ihlal edilmemesi büyük önem arz etmektedir. İşçinin hakkını da gözetmek isteyen kanun koyucu, özel durumlar dışında rekabet yasağı sözleşmesini iki yıl ile sınırlı tutmuştur. Aynı zamanda sözleşmede yasağın süre yer ve konu bakımından sınırlarının belirlenmiş olmasının gerekmesi geçerlilik şartı olarak kanunda yer almıştır. Bu nedenle rekabet yasağı sözleşmesi yapılırken yasak kapmasının yer bakımından sınırlarının belirlenmiş olması geçerlilik şartıdır. Ancak bu yer sadece işverenin faaliyette bulunduğu yerler ile sınırlıdır. Örneğin işverenin rekabet pazarına dahil olmadığı bir şehri de içine alarak düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesi geçerli olmayacaktır. Rekabet yasağı sözleşmesinin konu bakımından sınırı ise işçinin iş yerinde görev aldığı faaliyet koluyla sınırlıdır. Bu nedenle işçinin işyerindeki göreviyle alakalı olmayan bir iş kolunun rekabet yasağı sözleşmesinde yer alması sözleşmeyi geçersiz kılacaktır.

2.  Rekabet Yasağı Sözleşmesinin İhlali ve Sözleşmenin Sona Ermesi

a) Rekabet Yasağı Sözleşmesinin İhlali

Türk Borçlar Kanunu’nun 446. maddesine göre rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranışlarda bulunan işçi işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. İşçi tazminat sorumluluğundan kurtulmak istiyorsa eğer TBK md. 112 uyarınca kusursuzluğunu ispat etmek zorundadır. Burada sözü edilen zarar, eğer işçi sözleşmeye aykırı davranmış olduğu davranış nedeniyle malvarlığında meydana gelen azalma veya mevcut malvarlığı ile işçi sözleşmeye aykırı davranışlarını gerçekleştirmemiş olsaydı sahip olacağı malvarlığıdır. Örneğin işçinin rekabet yasağına aykırı davranışı sonucu pazar payının yarı yarıya azalması işverenin uğramış olduğu zarara örnektir.

            Çoğu durumda işçinin sözleşmeye aykırı davranışları sonucu işverenin uğradığı zararı tespit etmek mümkün olmayabilir çünkü rekabet yasağına aykırı davranışların çoğu etkisini uzun vadede göstermektedir. Bu nedenle mağduriyete uğramak istemeyen işveren rekabet yasağı sözleşmesine cezai şart koymaktadır. Sözleşmeye cezai şart eklendiği takdirde işçinin sözleşmeye aykırı davranışları sonucu bir zarar ortaya çıkmasa bile işveren, işçinin sözleşmeye aykırı davrandığı ispatladığı takdirde cezai şartı işçiden talep edebilecektir. Cezai şart bedeli genellikle işçinin bir aylık brüt ücreti ve bunun katları şeklinde belirlenmektedir ancak işçinin sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle ortaya çıkan zarar kararlaştırılan cezai şartı aşıyorsa eğer işçi aşan kısmı da gidermekle yükümlüdür. Benzer şekilde işçi aleyhine hakkaniyete aykırı bir cezai şart belirlendiği takdirde ise hakim cezai şart miktarını hakkaniyete göre belirleyebilir. Sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde ise işçi belirlenen cezai şart miktarını ödeyerek rekabet yasağı sözleşmesinden kurtulabilir.

            İşçinin rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davrandığı durumlarda işverenin elinde bulunan bir diğer imkan ise hakimden işçinin sözleşmeye aykırı davranışının sona erdirilmesini istemesidir. İşçinin rekabet etmeme borcuna aykırı davranışlar çoğu zaman süregelen eylemler şeklinde olmaktadır. Bu nedenle işverenin uğradığı zararın tazminin yanında sözleşmeye aykırı davranışların sona erdirilmesi de büyük önem arz etmektedir. İşverenin hakimden işçinin eyleminin sona erdirilmesini isteyebilmesi için iki koşulun varlığı gerekmektedir. Buna göre öncelikle rekabet yasağı sözleşmesinin yazılı olması ve sınırlarının net olarak belirlenmiş olması geçerlilik şartı olduğundan işçinin yapmış olduğu eylemlerin sözleşmede açıkça belirtilmiş olması gerekmektedir. Bir diğer koşul ise işçinin bu davranışları sonucunda işverenin önemli bir zarara uğraması gerekmektedir. Bu koşullar gerçekleştiği takdirde işveren hakimden işçinin davranışlarının durdurulmasını isteyebilecektir. Örneğin bir yazılım firmasında çalışan işçi, işten ayrıldıktan sonra rakip bir yazılım şirketine geçip burada eski şirkete ait kaynak kodlarını kullanarak bir yazılım geliştirmesi bu duruma örnek olarak gösterilebilir.

b) Rekabet Yasağı Sözleşmesinin Sona Ermesi

Rekabet yasağı sözleşmesi, kararlaştırılan sürenin sonunda veya hakim önüne gelmiş ise hakim kararıyla sona erer. Ayrıca işçinin ölümü veya tarafların anlaşması gibi durumlar rekabet yasağı sözleşmesini sona erdirir. Bunun dışında rekabet yasağı sözleşmesinde temel amaç işverenin menfaatini korumak olduğu için ortada korunması gereken bir menfaatin kalmaması durumunda rekabet yasağı sözleşmesi sona erecektir. Örneğin işçinin sır olarak bildiği bir bilginin kamuoyu ile paylaşılması veya işyerinin faaliyet alanını değiştirmesi bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bu gibi durumlarda artık işverenin korunmaya değer bir menfaati bulunmadığı için rekabet yasağı sözleşmesi sona erecektir.

Son olarak iş sözleşmesinin feshedilme şekli de rekabet yasağı sözleşmesinin sona ermesine neden olabilmektedir. İş sözleşmesi işveren tarafından kanunda düzenlenen haklı nedenlere dayandırılmadan sona erdirilirse bu durumda rekabet yasağı sözleşmesi sona erecektir. Benzer şekilde iş sözleşmesi işverenden kaynaklanan bir nedenden dolayı işçi tarafından sona erdirilirse rekabet yasağı sözleşmesi sona erecektir.

Kaynakça

Süzek, Sarper. İş Hukuku. İstanbul: Beta, 2016.

Kılıçoğlu Mustafa. 4857 Sayılı İş Kanunu Yorumu ve Yargıtay Uygulaması